Kuran-ı Kerim’in 7 Vecih(Harf) Üzere İnmesi Nedir?

28.04.2022
1.092
 Kuran-ı Kerim’in 7 Vecih(Harf) Üzere İnmesi Nedir?

Hepimizin bildiği üzere Kuran-ı Kerim, içeriği Arapça olan kutsal bir kitaptır. Sami dillerine mensup olan Arapça, İslamiyet öncesi Arabistan’da bedevi ve hadari Araplar arasında kullanılan, belli başlı yazılı kuralları olmayan, gramer olarak gelişmemiş bir dildir. Arapçanın gramer yapısının bugün ki halini alması Kuran ile olmuştur. Bu yüzden Kuran ilk yazılmaya başlandığında içinde ilk muhatapları olan Sahabe’nin bile anlayamadığı bazı kelimeler vardı, bu bilinmeyen kelimeler genellikle Arabistan yarımadasında yaygın olan diğer Arap kabilelerinin lehçelerine göre söylenmekteydi, bundan ötürü Müslümanlar arasında birçok kez bir kelimenin okunuşu hakkında ihtilaf çıkmış ve bunu Peygamber hayatta iken ona danışarak halletmişlerdir. Fakat Peygamberin vefatından sonra bu durum sorun teşkil etmiş ve çeşitli çözümlere gidilmiştir. Bu makale umarım sizlere bu konu hakkında bilgi vermiş olur.

 Kuran-ı Kerim’in 7 Vecih(Harf) Üzere İnmesi

Öncelikle bu farklı lehçelerdeki kelimelere örnekler vererek başlayalım. Mesela halak kelimesi hırıltılı H harfi ile ‘’خلق’’ şeklinde yazılırsa ‘’yaratmak’’ anlamında, yumuşak H harfi ile ‘’حلق’’  şeklinde yazılırsa ‘’boğaz’’ anlamına gelmektedir, yada aynı bu 3 harf ile sadece ‘’ق (gaf)‘’ harfinin üstündeki 2 noktayı silip 1 nokta yaparsak buda ‘’ف (fe)’’ harfi olur ‘’حلف’’ şeklinde yazılır buda ‘’yemin etti’’ anlamındadır. Peki bunların anlamı nedir, şöyle ki Kuran, vahiy katipleri ile yazılmaya başlandığından, Hz. Ebu Bekir zamanında toplanıp, Hz. Osman zamanında çoğaltılmasına kadar harflerin üstünde noktalama işaretleri veya hareke dediğimiz harflerin yapısını belli edecek ayıraçlar konulmamıştı.

Bu da şu anlama geliyor ortada 3 harften oluşan bir kelime var; ‘’حلف’’(fe harfinde nokta olmayacak! nokta olmayan halini ve herhangi bir muadilini bulamadığım için bu şekilde yazmak zorunda kaldım). Şimdi bu kelime noktalama işaretleri konulmadan önce bir ayette geçtiğini düşünün ki birçok ayette geçiyor, işte burada Araplar o ayeti okurken ayetteki farklı anlamlara gelen bu kelime, ayette anlatım bozukluğu yapmayacak şekilde geliyorsa onlar bunu anlıyordu.

Mesela ‘’Andolsun biz insanı şekillenebilir özlü balçıktan, kurutulmuş çamurdan yarattık’’(Hicr-26) ayetinde ‘’yaratmak’’(خلق ) yerine ‘’yemin etti’’(حلف)kelimesinin kullanılması(ilk hali olan noktasız harfler ile) saçma olur dolayısı ile bunu Araplar anlıyordu, oradaki kelimenin yaratmak mı yoksa yemin etmek mi olduğuna kanaat getiriyorlar ve bir sorun yaşamıyorlardı. Fakat İslamiyet genişledikçe Arapça bilmeyen insanlar bu kelimeyi okurken farklı şekilde telaffuz etmişler, kimisi telaffuz ederken hırıltılı H harfi ile okuyup cümle içinde ”Allah yarattı” anlamını verirken, kimisi yumuşak H harfi ile okuyup ”Allah yemin etti” anlamını veriyordu ve bunu farketmiyorlardı, işte bu durum çok büyük sorun teşkil etmiştir, çünkü bu şekilde okuma tarzı arap gramerinde(belağat) ”Lahn-ı Celi”(büyük hata) olarak isimlendirilir ve namaz kılanın namazını bozar, bu yüzden buna bir çözüm bulunması gerekiyordu ve belli başlı dönemlerde bir kaç çözüm denediler ve Kuran günümüz halini aldı.

İşte bu tarz hataların yüzlercesi Arap olmayan Müslümanlar tarafından yapılıyordu ,hatta Araplar arasında bile Peygamberin vefatından sonra birçok kelime hakkında ihtilafa düşülmüş bu konunun çözümü için ise Peygamberin ’’Bir kelimenin okunuşu hakkında ihtilafa düşerseniz  Kureyş lehçesini örnek alın’’ hadisi onlara cevap olmuştur. Daha sonraki zamanlarda yani Tabiin ve Tebe-i Tabiin dediğimiz hicri 2. Asırda bazı Kıraat İmamları, ‘’ Ey iman edenler! Siz sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculuk halinde bulunursanız yahut sizden biriniz ayak  yolundan gelirse ya da kadınlara dokunup da -bu durumlarda- su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprağa yönelin (teyemmüm edin); yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.(Nisa/43) ayetindeki ‘’لمستم’’ kelimesini kimisi ‘’lamestüm’’ kimisi ‘’lemestüm’’ diye okumuşlar, 1.Okunuş şekline göre ‘’ cinsel ilişkide bulunmak’’ 2. Okunuş tarzına göre ‘’ dokunmak’’ anlamına gelen bu kelime, Kuran-ı Kerim’in okunuşunun dolayısı ile harflerinin yazılışının bizim için ne kadar önemli olduğunu güzel bir şekilde ortaya koymaktadır. Zaten birçok farklı mezhep ve bu mezheplerin birbirinden farklı olan görüşlerinin bazı sebepleri de ilk zamanlarda kaynaklanan bu okuma tarzı farklılıklarından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Şimdi Kuran kıraatinin, yani okunuşunun, yani harflerinin, yani vechinin önemli olduğunu anladık, sırada bu vecihler neden 7 onu anlatalım. Bu konu hakkında ise birçok rivayet olmakla birlikte en meşhur olan görüş Arabistanda ki 7 farklı büyük ve meşhur kabilenin(Kureyş, Kinane, Huzeyl, Hevazin, Sakif, Yemen,ve Tebük) lehçeleri olduğudur. Hz. Ebu Bekir zamanında ilk kez toplanıp kitap haline getirilen Kuran(bu Kuran’a ‘’İmam Mushaf’’ denilir)  bu kabilelerin her birisinin lehçelerinden kelime içeriyor ve birçok kelime farklı kabilelerdeki okunuş tarzına göre yazılıyordu. Zaten Kuran’ın büyük çoğunluğu ortak kelimelerden oluşuyordu fakat yazılışı aynı anlamı farklı olan veya anlamı aynı yazılışı farklı olan kelimelerde İmam Mushaf’a alınmıştı. Bu yüzden günümüz İslam dünyasında Kuran 7 vecih üzere inmiştir sözü meşhurdur.

Gelelim sonuca, bizim okuduğumuz Kuran-ı Kerim de mi öyle? Tabi ki hayır, sebebi ise İslamiyet farklı coğrafyalara yayıldıkça ümmet İmam Mushaf ta  7 farklı vecih(okunuş-anlam) biçiminden ötürü zora girmiş birçoğu yanlış okuduğundan dolayı, Hz. Osman döneminde Kuran çoğaltılarak 5-6-7 , farklı şehre gönderildiği hakkında farklı rivayetler vardır, bu çoğaltılan Kuran ise Hz. Osman’ın emri ile Peygamberin vefat etmeden önce Zeyd b. Sabit’e okuduğu en meşhur vecihe göre çoğaltılmıştır. Bu çoğaltma işlemi aynı zamanda bir sadeleştirme işlemi olsa bile hala farklı okunuş biçimlerini içinde barındırmıştır, fakat bu okunuş biçimleri anlamı değiştirmemekte sadece telaffuzu değiştirmektedir, çoğaltılmadan önceki hali ise hem okunuş hem anlam açısından farklılıklar ortaya çıkarabiliyordu. Artık anlam konusunda bir sorunumuz yok fakat kelime telaffuzlarında farklılıklar hala bölgeden bölgeye değişiyor bundan ötürü de hicri 2. Asırda Arabistan’ın farklı yerlerinde farklı okunuş biçimleri ortaya çıkmış bu okuyuş tarzını(kıraat) benimseyenlere İmam denilmiş bunların en meşhuru ise Kufe’de ortaya çıkan İmam Asım’ın kıraatıdır, bu kıraat da İmam Asım’ın meşhur iki talebesinden birisi olan ‘Hafs’ tarafından bizlere nakledilmiştir, yani Kuran-ı Kerim bizim ülkemizde ve dünyanın neredeyse %95lik bir kısmında İmam Asım’ın Hafs’dan olan rivayeti üzerine okunur. Bu farklı telaffuz biçimleri de başlı başına bir konu fakat fazla detaya inmek istemiyorum, ben birçok şeyi çokça özet geçmeye çalıştım, kimi yerleri hiç bilmeyen okuyucu anlayabilsin diye basitçe ifade etmeye çalıştım, umarım yeterli olmuştur.

YAZAR BİLGİSİ
İlyas A.
İstanbul Üniversitesi mezunuyum. Araştırmayı seven disiplinli bir kişiyim. Kitap okumayı ve farklı konular hakkında bilgi sahibi olmayı seviyorum.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.